Ekim, 2007 için arşiv kayıtları.

Ağaçta Yaşayan Balık

Gönderi Tarihi Ekim 18th, 2007 , Yazar :admin Kategorisi: Baliklar

ağaçta yaşayan balıkDoğal hayatın bilinen ana kurallarından biridir.” Kuşlar ağaçta, balıklar suda yaşarlar”.

Gariplik o ya, Amerikan bilim adamları Rivulus marmoratus Poey adını verdikleri balığın ağaçta da hayatta kalabildiğini keşfetmiş.
Bu balık gerektiğinde sudan çıkıyor ve  ağaçta yaşamaya devam edebilen  bir balık türü.
Florida’daki bir çevre koruma programı yetkilileri, “Rivulus marmoratus Poey” isimli balığın hem ABD’nin bu eyaletinde, hem de Orta Amerika ülkesi Belize’de yaşadığını bildirdi. Mangrov ormanlarında yaşayan balık, biyolojik yapısını geçici olarak değiştirip su dışında da soluk alabiliyor.

Amerikalı bilim adamı Dr Scott Taylor ve ekibi, bu balıkların çekilen sularla birlikte ağaç dal ve kökleri üzerinde aylarca yaşayabildiğini söylüyor. Beş santimetre (2 inç) uzunluğundaki balık, suyun çekilmesiyle birlikte dallar üzerinde kalsa bile ölmüyor. Çift cinsiyetli balıklar, su tekrar yükselince, metobolizmalarını tamamen değiştirerek yeniden eski yuvasına dönebiliyor.

Havada nefes alabilen tek balık türü “Rivulus marmoratus Poey” değil. Güney-Doğu Asya’ da yaşayan yürüyen kedi balığı (walking catfish) da hava soluyabiliyor.

DERİN DENİZ FENER BALIĞI

Gönderi Tarihi Ekim 8th, 2007 , Yazar :ozlem0409 Kategorisi: Buyuk Derinliklerin Baliklari

(Borophryne apogon)

«Derin deniz fener balığı» bu balıkların en ilginçlerinden biridir. Gerektiği zaman fevkalâde genisleyebilen torbamsı bir vücudu, enikonu gelişmiş yüzgeçleri ve bazısı köpek dişimsi olan bir sürü keskin dişle silâhlı muazzam çeneleri vardır. Bu dişler o kadar uzundur ki, yaratık, bu yüzden ağzını lâyıkıyla kapayamamaktadır. Tam ağan üzerinde, ilginç bir çıkıntı vardır. Bunun ucundaki yumrudan ipliğimsi tellerden örülü bir buket çıkar. Yumru mavimsi - mor, iplikler beyazdır, balığın geri kalan kısmı ise zifir gibi siyahtır.
Bu türün uzunluğu 8 - 9 santim kadardır. Öyle olduğu halde kendi kadar uzun hayvancıklar yutabilir. Bu durumda karnı balon gibi gişer, Bu türün, Doğu Pasifik’in buz gibi derinlerinde yaşadığı sanılmaktadır. Tabiat bilginleri, ağzının yûkarısındaki çıkıntının ışığının, başka balıkları kandırıp o korkunç çenelerin arasıma düşürmek gayesini güttüğü fikrindedirler.
Şimdiye kadar anlattıklarımız türün yalnız dişileriyle ilgilidir. Türün ergin erkekleri, balık tutma mekanizmaları olmayan, buna karşılık iyi gelişmiş gözleri, burunları ve çeneleri bulunan 2 santimlik balıklar olarak serbestçe yüzerler. Erkek balık, uygun bir dişiyi gözüne kestirince, ağzı aracıyle onun herhangi bir yerine bağlanır. Zamanla çeneleri dişinin derisiyle kaynar ve aralarında ancak, erkek balığın ağana su girmesine yetecek kadar bir aralık kalır. Uzmanlar erkek balığın kan dolaşım sisteminin de zamanla dişininkine bağlandığını ve dişinin, erkeği bu şekilde beslediğini tahmin etmektedirler. Erkeğin sindirim kanalı, dişleri, solungaçları, batta kalbi bile zamanla körleşir. Karın boşluğunun tek önemli uzvu koca bir eşeylik organıdır. Erkek, hayatının geri kalan kısmını dişinin vücudunun üzerinde asalak olarak geçirecektir. Tek vazifesi, yumurtlandıkları vakit, 0.3 milimetrelik yumurtaları döllemektir.

BÜYÜK DERİNLİKLERİN AYAKÇIKLI BALIKLARI

Gönderi Tarihi Ekim 8th, 2007 , Yazar :ozlem0409 Kategorisi: Buyuk Derinliklerin Baliklari

KITA ŞELFİ’NİN fener balıkları gibi, büyük derinlerin «Ceratiidae» ailesi üyelerinin göğüs yüzgeçleri de elimsidir, üstelik bu runlarmın ucunda, ilk sırt yüzgeci ışınının değişmeye uğramasından meydana gelmiş bir balık tutma organları vardır. Fakat buna rağmen,, kıta şelfi fenerbalığıgilleri’nden ne kadar farklıdırlar!
Balık tutmaya yarar ışın uzantısı «Gigantactis macronema» da vücut uzunluğunun üçü kadardır, «Linophryne arborifer» türünde ise, ışın uzantısı topuz gibi şişmiştir ve boğazın altında dal gibi bir yapıtla tamamlanmaktadır. Aynı organ «Lasiognatfaus saccostoma» da kamışı, ipi, yemi ile komple bir olta halini almıştır. «Ceratiidae» ailesinin üyelerinde bu gibi dokunaçların şiş kısmı bir ışık organıdır.
Büyük derinliklerin bu ayakçıklı balıkları, daha sığ sularınkiler gibi etçildirler. Muazzam ağızları korkunç görünüşlü dişlerle silâhlıdır. Fakat bu dişler aslında, balığın, avlarını yakalayıp ısırmasından çok, ağız açıklığını kapamaya yararlar. Hele «Lasiognathus saecostoma» türünde ağız tıpkı bir kurt kapanı gibi çalışır.
Bu balıklardan en azından yedi türünde erkekler cücedir ve dişilerin asalağıdırlar. İki cins arasındaki boy farkı özellikle «Ceratias holboelli» de en üst dereceyi bulur. Meselâ, 1030 milimetrelik bir dişi balığın üzerinde 80 ve 85 milimetrelik iki erkek görülmüştü. Bunlar, dişiden 13 kere daha küçüktürler.

İPLİKSİ BALIKLAR

Gönderi Tarihi Ekim 8th, 2007 , Yazar :ozlem0409 Kategorisi: Buyuk Derinliklerin Baliklari

BAZI DERİN deniz balıklarının vücudu bir kılkuyrukla az veya çok uzamıştır. Bu türlerde genellikle ışık organı yoktur. Kimi mezgitgillerle, kimi yılanbalığıgiller’le akrabadır. Bunlardan uzunkuyruklu-balıkgiller’i (Macruridae) mezgitgiller bahsinde gördük. Öbür aileler «Nemichtyidae» ile «Saccopharyngidae» dir.
«Nemichthydae» ailesi üyeleri «kuş gagalı balıklar» olarak tarif edilebilir.
«Nemichthys» te kuyruk, çok zayıf ve o nispette dayanıklı bir kayış şeklinde uzar. Kuyruk ile anus yüzgeçleri ensede ve boğazın altında başlayıp bu acayip kuyruğun ucuna kadar devam ederler. Bu balık suda, karadaki değme yılanın ilerlemesinden daha zarif dalgalanmalarla yüzse gerektir. Buna karşılık, gagası tıpkı culluğunkine benzer. Aynı gruptan «Avocettina» ların adı da uzun ve kavisli gagalı bir kuş olan kılıçgagalı’nınkinden alınmadır. Balığın üst ve alt çeneleri, tıpkı eğeyi andırır çok sayıda ve çoic ince dişlerle kaplıdır.
Böylesine belirsiz dişlerle silâhlı balıklar ne yiyebilir? Birçok «Nemichthyslerin içinde bütün olarak yutulmuş karideslerin bulunması yırtıcı ve obur balıklar olduklarını gösteriyor. Büyük bir ihtimalle gagaları açık olarak yüzüyor ve yolları üzerindeki canlıları yutuyorlardır. Bu saydığımız balıklar yılanbalığıgiller’le akrabadır.
Saccopharyngidae» ailesinden «Saeeopharynx» ve «Eurypharynx» türleri ise hemen baştan başa ağız ile mideden ibaret ve vücutlarının geri kalan kısmı asgarî derecede balıklar olarak tarif edilebilir. Bu balıkların ölçüsüz ağzını, son derece genişleyebilir bir gırtlak ile besinlerin dolmasıyle hacmini üç, dört katma çıkarabilen bir mide takip eder.

BÜYÜK - AĞIZLİGİLLER ve PARLAK AKRABALARI

Gönderi Tarihi Ekim 8th, 2007 , Yazar :ozlem0409 Kategorisi: Buyuk Derinliklerin Baliklari

BÜYÜK derinliklerde yaşayan balıkların birçoğunun ışık organları vardır. Stomiatidae ,Sternoptychldae ve derin deniz fenerbalığıgilleri (Myctophidae) ailelerine giren balıklar böyledir. Bunlar, yumuşak - yüzgeçliler takımından olup görünüş bakımından çok farklı olmalarına rağmen, sardalyaların hamsilerin ve som balıklan’nın yakın akrabalarıdır.
Büyük - ağızlıgillerin {Stomiatidae) en iyi bilinen üyesi «Stomias boa», alışılmış balık tiplerinden gerçekten çok farklı, garip bir yaratıktır. Yüzlerce metre derinlikte yakalanan bu balıkla bîr yüzey balığı arasında ilk bakışta hiçbir benzerlik yoktur. Bir kere vücudu, karanlıklarda yaşayan bir yaratığa yakışacağı üzere tamamıyle siyahtır. Altıgen pullardan meydana gelmiş bir mozayikle kaplı derisinde, ışık organı olduğu anlaşılan parlak noktalar dikkati çeker. Balığın normalden çok büyük bir ağız boşluğu vardır. Çene eklemleri gözlerin altında bulunacağına göğüs yüzgeçlerine yaklaşmıştır.
Büyük - ağızlıgil ailesinin başka üyelerinde de bu özelik vardır. Mesela, «Malakosteus» türünde, ağız açıklığı, vücudun tüm uzunluğunun dörtte birine yakındır.
«Stomias boa» nın midesinde bütün olarak yutulmuş balıklara rastlanmıştır. İki balık suyun içinde karşılaşmışlar ve ufak olanı büyüğünün içine girmiştir. Büyük ağızlıgiller’in bir özelliği de, alt çenenin altında, yumru gibi bir çıkıntıyla son bulan bir sakal kılının bulunmasıdır. Bu, «Parastomias» larda çatallı, «Trichostomias» larda ise olağanüstü uzundur. Böylece, derin deniz hayatının yeni bir özelliğiyle karşılaşıyoruz: Duyargaların, gözlerin görevine yardımcı olması. «Photostomîas» türünde göğüs yüzgeçlerinin ışınları aynı işi görür.
Büyük-ağızlıgiller kör değildir. Orta irilikte gözleri vardır. Fakat bu gözlerin, siyah sularda, bazı derin deniz yaratıklarının neşrettiği ışıklı lekeleri görmekten başka ne gibi bir faydası olabilir? Bundan ötürü, derin deniz yaratıklarında gözlerin pek o kadar önemli olmadığı ve dokunma organlarının, yaşayışlarında daha mühim bir rol oynadığı kabul edilebilir.
«Sternoptychidae» ailesi üyeleri, büyük - ağızlıgiller’den, vücutlarının daha yüksek ve yassılmış, renklerinin gümüşî, ağızlarının ufak ve keskin dişten yoksun, çenelerinin ise kılsız olmasıyle ayrılırlar. Ailenin başlıca iki türü «Argyropelecus» ve «ternoptyx» tir.
«Argyropeleeus» bilimsel adı «gümüş balta» anlamına gelir. 6-8 santim uzunluğunda ve 3-4 santim yüksekliğinde olan bu balığın, yanlardan basılmış vücudu baltaya, dar kuyruğu ise balta sapına gerçekten benzer. Çok iri ve fırtlak gözleri ise tiyatro dürbününe benzetilmiştir.
Fenerbalığıgiller (Myctophidae) ailesinde vücut şekli öncekilerdeki kadar aşırı değildir. Sicilya balıkçıları bu derin deniz fenerbalıkları’ndan (Myetophum coeruleum) «dip-hamsileri» diye bahsederler.
Işık organları bu balıklarda büyük bir önem taşır, mimarın çoğu Karnın yüzeyindeyse de, bir kısmı da kafanın çeşitli kısımlarına, burnun üzerine, gözlerin çevresine, alt çeneye, solungaç kapaklarına ve yanakların üzerine dağılmıştır. Bilhassa fenerbalığıgillerde (Myetophidae) ışık organları çok gelişmiştir.
«Fotofor» da denilen bu ışık organları, birer bezdir. Bu bezler, «lüsiferin» ve «lüsiferaz» adında iki madde salgılarlar. Bunlar ayrı muhafaza edilince koyu renk iseler de, birbirlerini etkiledikleri zaman ışık saçarlar. Lüsiferaz lüsiferin’i okside olmaya mecbur eder, bu kimyasal eylem ise ışık vücude getirir. Mumlarda ve gaz lâmbalarında da oksidasyon prensibini görüyoruz. Şu farkla ki canlı ışıklarda ısı meydana gelmez. Canlı ışık soğuk bir ışıktır. İnsanların icat edebildikleri bütün ışıklardan üstün tarafı da budur.

BÜYÜK DERİNLİKLERİN BALIKLARI

Gönderi Tarihi Ekim 8th, 2007 , Yazar :ozlem0409 Kategorisi: Buyuk Derinliklerin Baliklari

Birbirinden Garip Yaratıklar

ŞİMDİYEYE kadar kıyı ile açık deniz balıklarını ve denizde 200 - 300 metre derinlere kadar inenlerini gözden geçirdik. Bu sinirin ötesindeki muazzam su kitlesi deniz uçurumlarını meydana getirir. Buralarda şimdiye kadar gördüklerimizden çok farklı ve birbirinden garip görünüşlü türlü balıklara rastlanır.

Yarasabalığıgiller

Gönderi Tarihi Ekim 8th, 2007 , Yazar :ozlem0409 Kategorisi: Balikci Baliklar

Yarasabalığıgiller (Ogcocephalidae), balıkların en garip görünüşleri arasındadırlar. Vücutları, sırt ile karın arasında çok yassılmıştır. Yarasa balığı, göğüs yüzgeçlerinin ve bunun altındaki güçlü karın yüzgeçlerinin yardımıyle dipte rahatça yürüyebilir. Bu arada göğüs ve karın yüzgeçlerinin kâh birini, kâh ötekini hareket ettirir. Balıkların arasında eşsiz olan bu »dört ayaklı yürüyüş», bazen tavşanımsı hoplamalara yerini bırakır. Yarasa balığı, hopladığı zaman, gücünü göğüs yüzgeçlerinden almakta ve karın yüzgeçlerinin üzerine inmektedir.
Yarasa balıklarının bir türünün fener balıkları tarzında balık tuttu-ğu görülmüştür. Yumrumsu yem piston gibi içeri, dışarı hareket eden kısa bir sapın ucundadır. Kullanılmadığı zaman, bu mekanizma, balığın alnının içinde gizlidir. Çeşitli yarasa balıkları derin tropikal denizlerin dibinde yaşarlar. Uzunlukları ender olarak 30 santimi geçer.
«Ayakçıkıllar» (Pediculati) denilen bu tuzlu su balıkları grubunda yaklaşık olarak on altı aile vardır. Başlıca garip özelliklerini bir kere daha gözden geçirelim: Ufak solungaç yarıkları, başka balıklardaki gibi göğüs yüzgeçlerinin önünde değîl arkasındadır. Fakat bazı fener balıkları’nda, göğüs yüzgeçlerinin kaidesinin önünde yer alırlar. Her bir göğüs yüzgeci, etli bir kaideye dirseğimsi bir eklemle bağlıdır. Bu tertip «Antennariidae» grubunda öylesine gelişmiştir ki, yüzgeç, kolu, bileği, eli ve parmakları olan bir uzuv gibi çalışır. Var oldukları zaman, karın yüzgeçleri, göğüs yüzgeçlerinin önünde yer alırlar. Pullar ya sivri uçlar görünüşündedîr, ya da hiç yoktur.

FENER BALIĞI

Gönderi Tarihi Ekim 8th, 2007 , Yazar :ozlem0409 Kategorisi: Balikci Baliklar

(Lophius piscatorius)

Fenerbalıgıgiller’in bu türü kıta şelfi’nin kumlu veya çamurlu diplerinde tutulur. Pazarlara kafası kesilmiş ve derisi yüzülmüş olarak gelir. Bundan ötürü de. çok lezzetli beyaz etine düşkün olanlar, bu balığın ne kadar iğrenç bir görünüşü olduğunu bilmezler.
Fener, balığı’nın bütün vücudu,dipte yaşayan bir balığa yaraşacak şekilde genişlemiş ve yassılmıstır. Özellikle kafası geniş ve yassıdır. Gözleri kafanın üst yüzünde yer alır. Kafanın bütün önü, dizilerle sivri dişle silâhlı muazzam bir ağız tarafından yarılmıştır. Tek başına kafa, balığın vücut uzunluğunun yarısı veya üçte biri, ağırlığı ise vücut ağırlığının en az yarısı kadardır. 1 metre uzunluğundaki bir fener baîığı’nda kafa 45 santim genişliğinde ve bundan biraz daha uzun, ağız ise 30 santim genişliğindedir.
Kafanın arkasında yan olarak yer alan «ayakçıklı» göğüs yüzgeçleri, çok ufak olan ve sırt üzerine açılan solungaç yarıklarını çerçevelerler. Bu durum da anormaldir. Solungaç yarıkları çoğu türlerde göğüs yüzgeçlerinin önünde ve vücudun yanlarındadır, Fener balığındaki mevkilerinin, solungaç boşluklarındaki suyun dikey olarak salıverilmesi, böylece, balığın içinde saklı bulunduğu kumu kabil olduğu kadar az karıştırması faydası vardır.
Fener balıkları genellikle az hareketli Salıklardır. Arada sırada kafalarını, tam altındaki karın yüzgeçlerinin yardumyle kaldırmakla yetinirler. Avlarının olduğu gibi düşmanlarının da gözüne gözükmemeleri lâzımdır. Bunu, kısmen kuma veya çamura gömülmek, ya da çevreye kabil olduğu kadar uymak suretiyle başarmaktadırlar. Mermer gibi damarlı ve değişken renkleri, bu işe, suyun yüzeyinde yüzen ipleri derecesinde yardımcıdır.
Sırt yüzgeçleri, hakikatte dikensi bir ön yüzgeç ve yumuşak bir arka yüzgeç olmak üzere iki tanedir. Fakat ilk yüzgecin parçaları birbirinden tamamıyla ayrıdır Bu ilk yüz geçin birkaç kısa ışını bir zarla birbirine bağlı olduğu halde, geri kalan kısım, burnun ucuna kadar uzanan serbest ve uzun ışınlardan meydana gelmiştir. Bu uzun ışınların ucunda bir deri parçacığı bulunur. Bunlar, fener balığı’nın başka balıkları cezbetmeye yarayan meşhur oltalarıdır. Akvaryumda görüldüğüne göre, fener balıklarının yiyeceği, dikensiz olan ve derileri de mümkün olduğu kadar zırhlı olmayan balıklardır. Hamsileri, sardalyalan ve psi balıklan’nı sevdikleri halde, kırlangıçbalığıgiller’i, dikenli-balıkgiller’i ve yılan iğnelerini kabul etmezler.
Fener balığı’na yem olan avlar oldukça iri olabilir. Bunları ağzında tutmak ve, yutmak için balığın elverişli bir diş mekanizması vardır. Her iki çenesinde yer alan birkaç dizi uzun ve sivri diş, av geçerken, elâstikî bir bağ sayesinde arkaya devrilecek, sonra da tekrar dikilecek yapıdadır. Ağzın dibinde de aynı özelliği olan dişler vardır. Bütün bu dişlerin bîr özelliği de, çengel biçiminde ve uçlarının arkaya çevrik oluşudur. Ölü bir fener balığı’nın ağzına sokulan el bile güç çıkar. Bir de canlı balık tarafından tutulan avın durumunu göz önüne getirin.
Ergin fener balıkları ilkbaharda kıyılara yaklaşıp az derin sulara muazzam miktarlarda 2 milimetrelik yumurta dökerler. Bu yumurtalar, denizin yüzeyinde metrelerce uzunlukta ve genişlikte mor bir bulut meydana getiren saydam ve mukozamsı bir meddenin içindedirler. Bir fener balığı 1 milyon yumurta yumurtlayabildiğine göre, ne kadar çabuk üreyeceği meydandadır. Zarif larvalarla ergin balıklar arasında benzerlik yoktur. Yavrular ancak 6-8 santimetrelik olunca büyüklerine benzemeye başlarlar. Fener balıkları 1-2 metre uzunluğunda olmaktadırlar.

FENER BALIKLARI VE YARASA BALIKLARI

Gönderi Tarihi Ekim 8th, 2007 , Yazar :ozlem0409 Kategorisi: Balikci Baliklar

BALIKÇI BALIKLAR

FENERBALIĞIGİLLERle akrabalarının çeşitli türleri, yalnız balık değil, aynı zamanda balıkçı oldukları için ilginçtirler. Birçoklarında, birinci sırt yüzgecinin ilk dikeni değinmeye uğ rayarak, balıklan aldatıp cezbeden bir tuzak meydana getirir. Bu balıkların vücudu genellikle kalın ve hantaldır, kafaları ile ağızlan ise muazzam sıfatına uygundur.
Sargasso balığı ile akrabaları (Antennariidae), tropikal enlemlerin mercan kayalannm ve yosunlarının arasındaki sığ tuzlu sularda, ya da okyanusun ortasında yüzer yosunların içinde bulunurlar. Birçoğunun garip renk kompozisyonu ile ilgimsi süsleri, kamuflaj amacını göder. En iri türleri 45 santim uzunluğunda ve birkaç kilo ağırlığında olurlar, fakat çoğu 30 santimden kısadır, hele birkaçının uzunluğu 15 santimi bile bulmaz.

ŞARKICI BALIK

Gönderi Tarihi Ekim 8th, 2007 , Yazar :ozlem0409 Kategorisi: Sarki Soleyen Baliklar

(Porichthys notatus)

Şarkıcı balığın, vızıldama, kurbağa ötüşü, havlama ve homurdanma gibi isimlerle tarif edilmiş sesi, yüzme kesesinin özel kaslar aracıyle titretilmesinden meydana gelir. Balığın, sesini, en azından 12 -15 metreden duyabildiği tesbit edilmiştir.
Şarkıcı balığın uzunca bir vücudu, iri kafası, ağzı ve gözleri vardır. Rengi kirli kahverengi veya yeşildir. Pulsuz vücudunda ve kafasında sıralar halinde dizilmiş sayısız küçük ve yuvarlak ışık organları göze çarpar. Bu balık 38-40 santim uzunluğunda olur. Yılın en büyük kısmında Kuzey Amerika’nın batısındaki orta derinlikte sularda yaşar.
Şarkıcı balık, taşların arasındaki oyukları yuva olarak kullanır. Bu oyukları bazen göğüs yüzgeçleriyle kendi kazar. Pembemsi renkli, iri ve yapışkan yumurtalar ilkbahar sonlarında yuvanın tavanına tek katlı bir tabaka halinde yumurtlanır. Bazen bir tek yuvaya birkaç dişinin yumurtladığı görülür. Bu balıklar, nemli tutulmak şartıyle suyun dışında sekiz saat yaşayabilirler.
Yavrular 2-3 hafta sonra yumurtadan çıkar ve bir ay kadar bir süreyle yuvanın tavanına vitellüs keselerinden bağlı kalırlar. Uzunluğu 3 santimi geçen genç balıklar serbestçe yüzmeye başlarlar. Gündüzün kuma gömülür, geceleyin de küçük omurgasızlarla beslenirler. Ergin balıklar daha iri kabukluları da yer.