
Yarasabalığıgiller (Ogcocephalidae), balıkların en garip görünüşleri arasındadırlar. Vücutları, sırt ile karın arasında çok yassılmıştır. Yarasa balığı, göğüs yüzgeçlerinin ve bunun altındaki güçlü karın yüzgeçlerinin yardımıyle dipte rahatça yürüyebilir. Bu arada göğüs ve karın yüzgeçlerinin kâh birini, kâh ötekini hareket ettirir. Balıkların arasında eşsiz olan bu »dört ayaklı yürüyüş», bazen tavşanımsı hoplamalara yerini bırakır. Yarasa balığı, hopladığı zaman, gücünü göğüs yüzgeçlerinden almakta ve karın yüzgeçlerinin üzerine inmektedir.
Yarasa balıklarının bir türünün fener balıkları tarzında balık tuttu-ğu görülmüştür. Yumrumsu yem piston gibi içeri, dışarı hareket eden kısa bir sapın ucundadır. Kullanılmadığı zaman, bu mekanizma, balığın alnının içinde gizlidir. Çeşitli yarasa balıkları derin tropikal denizlerin dibinde yaşarlar. Uzunlukları ender olarak 30 santimi geçer.
«Ayakçıkıllar» (Pediculati) denilen bu tuzlu su balıkları grubunda yaklaşık olarak on altı aile vardır. Başlıca garip özelliklerini bir kere daha gözden geçirelim: Ufak solungaç yarıkları, başka balıklardaki gibi göğüs yüzgeçlerinin önünde değîl arkasındadır. Fakat bazı fener balıkları’nda, göğüs yüzgeçlerinin kaidesinin önünde yer alırlar. Her bir göğüs yüzgeci, etli bir kaideye dirseğimsi bir eklemle bağlıdır. Bu tertip «Antennariidae» grubunda öylesine gelişmiştir ki, yüzgeç, kolu, bileği, eli ve parmakları olan bir uzuv gibi çalışır. Var oldukları zaman, karın yüzgeçleri, göğüs yüzgeçlerinin önünde yer alırlar. Pullar ya sivri uçlar görünüşündedîr, ya da hiç yoktur.

(Lophius piscatorius)
Fenerbalıgıgiller’in bu türü kıta şelfi’nin kumlu veya çamurlu diplerinde tutulur. Pazarlara kafası kesilmiş ve derisi yüzülmüş olarak gelir. Bundan ötürü de. çok lezzetli beyaz etine düşkün olanlar, bu balığın ne kadar iğrenç bir görünüşü olduğunu bilmezler.
Fener, balığı’nın bütün vücudu,dipte yaşayan bir balığa yaraşacak şekilde genişlemiş ve yassılmıstır. Özellikle kafası geniş ve yassıdır. Gözleri kafanın üst yüzünde yer alır. Kafanın bütün önü, dizilerle sivri dişle silâhlı muazzam bir ağız tarafından yarılmıştır. Tek başına kafa, balığın vücut uzunluğunun yarısı veya üçte biri, ağırlığı ise vücut ağırlığının en az yarısı kadardır. 1 metre uzunluğundaki bir fener baîığı’nda kafa 45 santim genişliğinde ve bundan biraz daha uzun, ağız ise 30 santim genişliğindedir.
Kafanın arkasında yan olarak yer alan «ayakçıklı» göğüs yüzgeçleri, çok ufak olan ve sırt üzerine açılan solungaç yarıklarını çerçevelerler. Bu durum da anormaldir. Solungaç yarıkları çoğu türlerde göğüs yüzgeçlerinin önünde ve vücudun yanlarındadır, Fener balığındaki mevkilerinin, solungaç boşluklarındaki suyun dikey olarak salıverilmesi, böylece, balığın içinde saklı bulunduğu kumu kabil olduğu kadar az karıştırması faydası vardır.
Fener balıkları genellikle az hareketli Salıklardır. Arada sırada kafalarını, tam altındaki karın yüzgeçlerinin yardumyle kaldırmakla yetinirler. Avlarının olduğu gibi düşmanlarının da gözüne gözükmemeleri lâzımdır. Bunu, kısmen kuma veya çamura gömülmek, ya da çevreye kabil olduğu kadar uymak suretiyle başarmaktadırlar. Mermer gibi damarlı ve değişken renkleri, bu işe, suyun yüzeyinde yüzen ipleri derecesinde yardımcıdır.
Sırt yüzgeçleri, hakikatte dikensi bir ön yüzgeç ve yumuşak bir arka yüzgeç olmak üzere iki tanedir. Fakat ilk yüzgecin parçaları birbirinden tamamıyla ayrıdır Bu ilk yüz geçin birkaç kısa ışını bir zarla birbirine bağlı olduğu halde, geri kalan kısım, burnun ucuna kadar uzanan serbest ve uzun ışınlardan meydana gelmiştir. Bu uzun ışınların ucunda bir deri parçacığı bulunur. Bunlar, fener balığı’nın başka balıkları cezbetmeye yarayan meşhur oltalarıdır. Akvaryumda görüldüğüne göre, fener balıklarının yiyeceği, dikensiz olan ve derileri de mümkün olduğu kadar zırhlı olmayan balıklardır. Hamsileri, sardalyalan ve psi balıklan’nı sevdikleri halde, kırlangıçbalığıgiller’i, dikenli-balıkgiller’i ve yılan iğnelerini kabul etmezler.
Fener balığı’na yem olan avlar oldukça iri olabilir. Bunları ağzında tutmak ve, yutmak için balığın elverişli bir diş mekanizması vardır. Her iki çenesinde yer alan birkaç dizi uzun ve sivri diş, av geçerken, elâstikî bir bağ sayesinde arkaya devrilecek, sonra da tekrar dikilecek yapıdadır. Ağzın dibinde de aynı özelliği olan dişler vardır. Bütün bu dişlerin bîr özelliği de, çengel biçiminde ve uçlarının arkaya çevrik oluşudur. Ölü bir fener balığı’nın ağzına sokulan el bile güç çıkar. Bir de canlı balık tarafından tutulan avın durumunu göz önüne getirin.
Ergin fener balıkları ilkbaharda kıyılara yaklaşıp az derin sulara muazzam miktarlarda 2 milimetrelik yumurta dökerler. Bu yumurtalar, denizin yüzeyinde metrelerce uzunlukta ve genişlikte mor bir bulut meydana getiren saydam ve mukozamsı bir meddenin içindedirler. Bir fener balığı 1 milyon yumurta yumurtlayabildiğine göre, ne kadar çabuk üreyeceği meydandadır. Zarif larvalarla ergin balıklar arasında benzerlik yoktur. Yavrular ancak 6-8 santimetrelik olunca büyüklerine benzemeye başlarlar. Fener balıkları 1-2 metre uzunluğunda olmaktadırlar.
BALIKÇI BALIKLAR
FENERBALIĞIGİLLERle akrabalarının çeşitli türleri, yalnız balık değil, aynı zamanda balıkçı oldukları için ilginçtirler. Birçoklarında, birinci sırt yüzgecinin ilk dikeni değinmeye uğ rayarak, balıklan aldatıp cezbeden bir tuzak meydana getirir. Bu balıkların vücudu genellikle kalın ve hantaldır, kafaları ile ağızlan ise muazzam sıfatına uygundur.
Sargasso balığı ile akrabaları (Antennariidae), tropikal enlemlerin mercan kayalannm ve yosunlarının arasındaki sığ tuzlu sularda, ya da okyanusun ortasında yüzer yosunların içinde bulunurlar. Birçoğunun garip renk kompozisyonu ile ilgimsi süsleri, kamuflaj amacını göder. En iri türleri 45 santim uzunluğunda ve birkaç kilo ağırlığında olurlar, fakat çoğu 30 santimden kısadır, hele birkaçının uzunluğu 15 santimi bile bulmaz.