Cennetbaligigiller kategori için arşiv kayıtları.
(Ophicephalus striatus)
«Yılan kafalı» bazen bıçakla avlanır. Bulundukları sığ gölün veya bataklığın suyu kurak mevsimde buharlaşınca, bu balıklar, çamura gömülerek yağmurların başlamasını beklemektedirler. Siyam’lı balıkçılar da sertleşmiş çamurları bıçaklarıyle tabaka tabaka keserek yılan-kafalılar’ı aramaktadırlar.
Çin ile Filipinler, Hindistan ve Seylân arasındaki geniş alanda yaşayan yılan - kafalılar, Doğunun en makbul balıklan arasında yer alırlar. Dayanıklılıkları ve suyun dışında yaşama kabiliyetleri sebebiyle çok kere sepetler içinde pazara getirilirler. Bu balıklar, yiyeceklerin soğutulmasının hemen hemen bilinmediği bu ülkelerde tabiatın insanlığa bir armağanıdır. 75 santim ve bazen de 90 santim uzunluğunda olabildiklerine göre, etleri az da değildir.
Yılan-kafalı kudretli senesiyle balıklara, kurbağalara, yılanlara ve böceklere saldırır. Yerde ilerlerken tıknaz, fakat uzun vücudunu yılan gibi kıvırır. Yılan kafalılar, derilerinin ve solungaç oyuklarının üzerindeki odacıklarm nemli tutulması şartıyle, vücutlarında depo edilmiş yağın miktarına göre, suyun dışında aylarca yaşayabilirler.
Yılan - kaf alı’nın yumurtaları suyun yüzeyinde yüzer. Üç gün sonra dünya yüzüne çıkan yavrulara baba bekçilik eder.
Yılan - kafalılar yiyecek kaynağı olarak önem taşımakta iseler de, bazı yerlerde başka balıklara zarar verirler. Bir suya yerleşince oradaki bütün balıkları öldürür, sonra da aynı katliamı tekrarlamak üzere başka bir suya geçerler. Hindistan’da balık yetiştiricileri, serseri yılan - kafalıların içine girmemesi için balık havuzlarını çitlerle çevirirler.

(Betta splendens)
«Siyam kavgacı balığı» bir yüzyıldan beri Siyamlılar tarafından dayanıklılığı ve dövüşgülüğü sebebiyle özel olarak yetiştirilmektedir. Aynı «Betta» grubundan başka balıklar
da gene Siyam’lılar tarafından iri yüzgeçleri ye şahane renkleri için üretilmişlerdir. Böylece aynı kökten ilk bakışta başka türlere mensup oldukları sanılabilecek kadar farklı balık tipleri üretilmiş olmaktadır.
Dövüştükleri için üretilmiş «Betta »lar, kökleri olan yabani balıklara benzerliklerini muhafaza etmişlerdir. Asıl dövüşçüler olan ergin erkekler, en çok 6-7 santim uzunluğundadırlar. Bunlar, bir dişiye gösteriş yapmadıkları veya kendilerini tehdit eden başka bir erkeğin karşısında bulunmadıkları zaman donuk kahverengi olan kısa yüzgeçli balıklardır. Fakat heyecanlandıkları vakit, birbirlerine karışmış nefîs kırmızı, altın, mavi ve siyah renkleri göz önüne sererler.
Siyam kavgacı balıklan’nın yabanileri de kavgacıdır. İki erkek aynı kabın içine konulacak olursa, belki on beş dakika süreyle dövüşürler. Fakat özel surette yetiştirilmişlerin, ta ki taraflardan biri pes deyene kadar altı saat boğuştukları görülmüştür. Bu balıklar birbirlerine küçük ve sivri dişleriyle saldırır ve birbirlerinin yüzgeçleriyle pullarını koparırlar. Siyam’lılar bu balıkları yüzyıllardan beri horoz gibi dövüştürmektedirler.
Güzel renkleri Ve yüzgeçleri için üretilmiş «Betta» lar, dövüşme kabiliyetlerini kısmen kaybetmişlerdir. Ergin erkekleri, bazen vücutlarından da uzun olabilen ipeğe benzer nefîs. sırt, kuyruk ve anus yüzgeçlerini göz önüne sererler. Renkleri arasında kırmızı, kahverengi, mavi, yeşil ve bej yer alır.
Siyam kavgacı balıkları’nm yabanilerine Siyam’da göllerde, hendeklerde ve başka durgun sularda rastlanır. Küçük tatlı su kabukluları ve böcek lârvalarıyle beslenirler. Sivrisinek larvalarını yok ettiklerinden insanlara yararlı sayılırlar. Bankok’ da, larvalarım Siyam kavgacı balığı yetiştiricilerine satmak üzere sivrisinek üretenler vardsr. Siyam kavgacı balıklan da, grubun öbür üyeleri gibi hava solunduklarından çok batak sularda ve esaret hayatında küçük kaplar içinde yaşayabilirler.
Siyam kavgacı balığı’nın erkeği de, suyun yüzeyinde birbirine yapışan yapışkan kabarcıklardan yuva yapar. Erkek balıkla dişisi yuvanın altında bir araya gelmekte, bu arada dişi birkaç yumurta yumurtlamaktadır. Sudan ağır olan yumurtalar tam çöktükleri sırada, erkek onları ağzıyle yakalamakta ve yuvaya taşıyarak kabarcıkların araşma yerleştirmektedir. Bu eylem tekrar edile edile yuvanın içinde 200 -700 yumurta toplanır. Yumurtalara bundan sonra erkek balık bekçilik edecektir. Siyam kavgacı balığı’nın tabiattaki hayat süresi iki yıldır.

(Ctenops vittatus)
«Homurdanan gurami» adım, küçük bir köpeğin hafif homurdanmasına benzetilmiş sesler çıkarabilmesine borçludur. Bu seslerin, ağız ve solungaç boşluklarında sıkışan hava tarafından çıkarıldığı sanılmaktadır. En çok aşk oyunları sırasında duyulmakta ve bilhassa erkek tarafından çıkarılmaktadır. Homurdanan gurami 6 santim uzunluğunda olmaktadır. Bir de «cüce gurami» (Triehogaster lalius) vardır. Bu tür de en çok 5 santim uzunluğundadır.

(Osphronemus goramy)
«Dev gurami» nin yurdu Güney Asya’dır. Hindistan ile Çin arasındaki Güney Asya memleketlerinde havuzlar içinde üretilmekte ve böylece halka, protein bakımından zengin, ucuz bir besin olmaktadır. Dev gurami en aşağı 60 santim uzunluğunda ve 10 kilo ağırlığında olmaktadır. Aslında otçulsa da, hayvansal maddeler yemekten de geri kalmaz. Hava solunduğu için, en batak ve sıcak sularda barınabilir. Dev gurami, bitkilerden örülmüş yuvasına 2-3 milimetre çapında ve limon sarısı renginde 2 000 kadar yumurta yumurtlar. Anne ile babanın her ikisi de yumurtaların bakımı ile meşgul olurlar. 4 - 5 milimetrelik yavrular ilk yumurtadan çıktıkları vakit dibe çökerler, fakat hayatlarının dördüncü veya beşinci gününden itibaren yüzmeye başlarlar.

(Macropodus viridiauratus)
«Cennet balığı» da guramiler’den-dir. 8 -10 santim uzunluğunda bu türün derli toplu bir yapısı vardır. Eğri ağzı oldukça küçük, çeneleri küçük ve sivri dişlerle silâhlıdır. Solungaç kapaklarında diken yoktur. Karın yüzgecinde ilk yumuşak ışın çok uzamıştır. Sırt ve anus yüzgeçlerinin yumuşak kısımları da aynı şekilde uzamış, kuyruk yüzgeci bile iki uç halinde uzamıştır. Yüzgeçler ve renkler bu balıkların erkeklerinde daha gösterişlidir.
Cennet balığı’nm rengi kolay tarif edilemez. Burada sadece zemin renginin grimsi - yeşil olduğunu ve bunun yanlarda maviye çaldığını, bu fonun üzerinde ise bakır kırmızısı renginde enine yolların yer aldığım söyleyebiliriz. Karın yüzgecinin uzamış ışını parlak bir kırmızıdır.
Cennet balıkları’nın aşk oyunları ilginçtir. Bu arada erkeğin yüzgeçlerini açarak daha gösterişli bir hal aldığı dikkati çekmiştir. Erkek cennet balığı’nın yumurtalar için kabarcıklardan bir yuva yaptığını gördük.
Balık bunun için yüzeye çıkmakta, ağzım hava ile dordurmakta, sonra bu havayı suyun içinde ince bir tükrük zarı ile çevrili kabarcıklar halinde ağzından püskürtmekte ve bu kabarcıkları üst üste yığmak suretiyle bir küme meydana getirmektedir.

«Gurami» ler, karın yüzgeçlerinin ilk ışınının olağanüstü uzamış olmasıyle dikkati çekerler. Tropikal akvaryum balıklarının birçoğu guramiler’dendir.

(Anabas splendens)
«Tırmaşık balık», çok kere pazarlara sepet içinde canlı olarak getirilir ve sırf arada sırada üzerine biraz su serpilmek suretiyle bütün gün hayatta kalır. Bu balık, solungaç oyuklarının üzerinde yer alan ve içerisinde, daire şeklinde dizilmiş ince, kemiksel levhalar bulunan bir çift odacık sayesinde hava solunur. Bu odacıklardaki levhalar, kanla beslenen bir zarla örtülür. Balık, bunların sayesinde oksijen elde eder. Tırmaşık balık’ta adî solungaçlar vardır, fakat bunlar o kadar ufalmıştır ki, balık suyun altında kalmaya zorlansa mutlaka boğulur. Yaşamak için belli aralıklarla yüzeye çıkıp hava solunmak zorundadır.
Tırmaşık balık suyun dışında bir süre yaşıyabildikten başka, bazen kendi isteğiyle sudan çıkıp karada yolculuk eder. Bu işi, solungaç kapaklarım yana uzattıktan sonra bir sağa, bir sola çökmek suretiyle başarır. Solungaç kapaklarıyle arkaya yönelmiş dikenleri bu suretle birbiri arkasından yere saplanarak, balığa bir neyi koltuk değneği vazifesi görürler. Tırmaşık balık, bu yolculuk tarzının hantallığına rağmen, karada hayli uzun mesafelere gidebilir: Otuz dakikada 90 metre yol aldığı görülmüştür.
Bu balığın ağaçlara da tırmandığı sanılmaktaysa da, bu inanışın aslı yoktur. Tırmaşık balık’ın kara yolculukları, içersinde yaşayacağı daha elverişli bir su bulmak gayesini güder.
Tırmaşık balığı’n vücudu yuvarlaktır, gövdesi yanlardan hafifçe basılmıştır. Çenelerinin üzerinde ve ağzının içinde küçük dişleri vardır. Sırt ve anus yüzgeçleri uzun ve ön kısımlarmda dikenlidir. Tırmaşık balık 20 santim uzunluğunda olur. Sırtı mavimsi yeşil, karnı sarımsı, göğüs yüzgeçleri kırmızımsı, öbür yüzgeçleri donuk sarıdır.
Tırmaşık balık, Güney Çin’den Hindistan’a, Seylân’a, Filipinlere ve Doğu Hint adalarına kadar uzanan bölgelerde her türlü tatlı suda barınır. Böcekler, karidesler ve salyangozlarla beslenir. Doğunun birçok yerlerinde eti yenilir. Hemen bütün Afrika’da başka tırmaşık balık türlerine rastlanır.

BALIKLARIN dünyasına bir göz atmak, insanın, balıklar hakkındaki bütün peşin hükümlerini sarsmaya yeter. Meselâ, balıkların suyun dışında yaşayamayacakları inancı da bunların arasındadır. Zira karada yolculuk eden balıklar da vardır.
Balıkların çoğunluğunun, içersinde yaşadıkları suda erimiş gazlara muhtaç olduklarım gördük. Su, balığın solungaçlarının etrafından geçerken, bu gazlar emilerek kan dolaşım sistemine geçerler. Fakat şimdi ele alacağımız gruptaki balıklar, suyun dışındaki havayla da yaşayabilirler. Bunların fazladan bir solunum aracı vardır: Solungaçlarının yukarısmdaki bir çift odacık.
Bu balıklar doğrudan doğruya hava solunabildiklerinden, öbür balıkların çoğunluğu için fazla sıcak veya pis köşelerde tutunabilirler. Onlara, tropikal Afrika’da, Güney Asya’da, Doğu Hint adalarında ve Filipinlerde bataklıklarda, sığ sulu gölcüklerde, hendeklerde, sulak pirinç tarlalarında ve tatlı sularda rastlıyoruz. Çoğunun uzunluk ortalaması 30 santimden azdır. İri türlerinin eti yenilir .
«Tırmaşık balıklar», «cennet balıkları», çeşitli »gurami» ler, «Siyam kavgacı balıkları» ve akrabaları «cennetbalığıgiller» (Anabantidae) ailesinin üyesidirler. İçlerinde elli kadar tür akvaryum balıklarıdır. Kefallarla akraba olan bu balıkların birçok ilginç tarafları vardır: Yumurta yumurtlama ve yavrularım büyütme usulleri bunun başında gelir. Siyam kavgacı balıkları’nın, cennet balıkları’nın ve birçok guramilerin erkekleri, yumurtaların içine yumurtlatması için hava kabarcıklarından yüzer bir yuva yaparlar. Dev gurami daha da ileri gidip bitkilerden bir yuva örer. Buna karşılık
balık suyun yüzeyinde yüzen yumurtalarıyle hiç ilgilenmez. Siyam kavgacı balıkları’nın da üyesi bulundukları «Betta» grubunun başka bazı balıklarında daha ilginç bir özelliğe rastlamaktayız: Bunlarda erkekler, yavrular çıkana kadar yumurtaları ağızlarının içinde taşımak zorundadırlar.
«Yılan - kafalılar» (Ophiocephalidae) m yumurtaları da yüzer. Fakat otuz kadar türü olan bu grubun erkekleri üreme mevsiminde yabaniliği bırakıp yumurtalara bekçilik ederler. Yılan kafalılar, yukarıda saydığımız balıkların içinde en irileridir: Bir, iki türleri 120 santim uzunluğunda olur. Şekil olarak torna balığına benzeyen «Lucioeephalus pulcher» çok daha ufaktır. Bu 17-18 santimlik tür Güney Doğu Asya ile Doğu adalarında yaşar. Yumurtalarını ve yavrularım ağzında taşıyanlardan olduğu sanılmaktadır.