Gönderi Tarihi Ekim 3rd, 2007 , Yazar :ozlem0409 Kategorisi:
Deniz Atlari

(Hippocampus hudsonius)
«Batı Atlantik deniz atı» nın at gibi bir kafası, bir böceğinki gibi dış iskeleti, maymununki gibi cisimleri kavrayabilen bir kuyruğu, bukalemun’unkiler gibi birbirinden bağımsız olarak hareket edebilen gözleri ve İcanguru’nunki gibi yavruları taşımaya mahsus bir de garip kesesi vardır.
Deniz atları’na bütün dünyadaki tropikal ve ılımlı denizlerde rastlanır. Genellikle sığ suları tercih ederlerse de, bazılarına, enginlerde yüzen yosunların içinde rastlanmıştır. Deniz atları’nın elli kadar türü bilinir. En irisi «Hippocampus ingens» dir. Amerika’ların batı kıyılarında, Kaliforniya’nın güney ile Kuzey Peru arasında yaşayan bu tür 30 santim uzunluğunda olur. Batı Atlantik deniz atı genel olarak 10 santim uzunluğundaysa da, 18 -19 santimlikleri de görülmüştür. Birleşik Amerika’nın güney doğusundaki Florida kıyılarında yaşayan «cüce deniz atı»nın (Hippocampus zosterae) uzunluğu ise hiç bir zaman 5 santimi geçmez.
Deniz atları’nın bütün vücudu eklemli bir zırhın içinde mahfazalanmıştır. Bu dış iskeletten başka, bütün omurgalı hayvanlar gibi iç iskeletleri de vardır. Ufak ağızları uzun bir burun ucundadır. Deniz atfnın uzunluğunun yarıdan fazlası, cisimleri kavrayabilir, oynak kuyruktan meydana gelir. Balık, vaktinin büyük bir kısmını bu organla deniz altındaki cisimlere sarılarak oralarda geçirir.
Yüzebilmesi, ufak sırt ve göğüs yüzgeçlerinin hareketine bağlı olan deniz atı ağır ilerler. Fakat bu yüzgeçler aşağı yukarı saydam ve göze görünmez olduklarından, deniz atı suyun içinde hiç çaba sarfetmeden yol alıyor hissini uyandırır. Aslında bu yüzgeçlerin her biri saniyede otuz beş kere ileri, geri hareket eder. Deniz atı’nm vücudunun genel duruşu dikeydir. Ender olarak yatay ve baş aşağı durumlara geçerse de tekrar düzelir.
Deniz atları, dişsiz, minik çeneleriyle kaparak bütün yuttukları küçük kabuklularla beslenirler. Saf deniz suyuna ihtiyaç duydukları için, bu yaratıkları esaret hayatında yaşatmak hiç bir zaman kolay olmamıştır.
Deniz atlarında üreme nasıl olur: Deniz atları’nda üreme ısıya bağlıdır. Bu eylem Manş denizi ile Atlantik kıyılarında Akdeniz’dekinden daha geçe yani yaza kalır.Flörtte baş rol erkekte değil, dişidedir. Bu devrede dişi, özel yumurtlama borusu aracıyle yumurtalarını erkeğin kesesinin içine döker. Bu kese erkek deniz atı’nın karnında, kuyruğunun hemen önündedir ve ön tarafında bir tek ufak deliği bulunur. Yumurtalar kesenin içine dökülür dökülmez döllenirler. Bu sırada kesenin ağzı kapandığından, yavruların oksijen ihtiyacının baba tarafından temin edildiği anlaşılır. Kese cidarlarının fazlaca gelişmiş durumu da kuluçka esnasında yavrulara baba tarafından besin verildiğine işaret eder. Tabiî döküntü maddelerinin atılması gereği de vardır. Baba deniz atı böylece tipik gerçek bir anne vazifesi görerek yavruları doğumlarına kadar vücudunda taşır ve beslerler.
Yumurtaların, baba deniz atı’nın kesesi içindeki kuluçka süresi yaklaşık olarak iki aydır. Bu arada babanın karnı şişer. Gitgide daha ağır yüzmeye başlayan balık, bu süre içinde 200-300 yavrusunun ihtiyacına yetişmek için tıka basa karnını doyurmaya devam eder. Babanın o esnadaki mücadelesine ve kıvranmalarına bakılırsa, doğum ıstıraplı bir olaydır. Erkek deniz atı bazen de yavruları vücudundan daha çabuk atmak için kesesini kayalara ve deniz kabuklarına sürter. Tek tek veya grup halinde dünyaya çıkan yavrular derhal yüzmeye başlarlar. Atlantik deniz atı’nda birkaç günlük bir süre içinde, her biri 6-7 milimetre uzunluğunda 150-200 yavru dünyaya gelir. Cüce deniz atı’nda yavru sayısı daha azdır, bütün doğum olayı ise bir çeyrek saatten daha kısa sürebilir.
Gönderi Tarihi Ekim 3rd, 2007 , Yazar :ozlem0409 Kategorisi:
Deniz Atlari

«Deniz - iğnesigiller» ailesinin temsilcileri, tropikal ormanlardaki maymunlar tarzında deniz bitkilerine asılı olarak yaşadıkları için, ağaçgıl sıfatına hak kazanırlar. Batı Avrupa’nın Atlantik kıyıları, sivri bir burunla son bulan uzun vücutlarından dolayı halk arasında «deniz engereği» denilen deniz iğneleri’yle kaynaşır. Akdeniz’le Atlantik suları ise, herkesin süs sanatlarındaki motiflerinden tanıdığı deniz atı veya öbür adiyle deniz aygırı’nm yurdudur.
Bütün deniz - iğnesigiller’in burnu boru biçiminde, ağzı minik, kuyruğu cisimleri kavramaya elverişli, vücudu mozayik tarzında dizilmiş kemiksel levhalarla kaplıdır.
Deniziğnesigillerin uzun tiplerinin başlıca örnekleri
göğüs yüzgeçleri ve kuyruk yüzgeci olan ve burnu silindir biçiminde bulunan «deniz iğnesi» (Syngnathus acus), burnu yanlardan basılmış olan «sifonostoma» (Siphonostoma typhle), ve göğüs yüzgeci ile kuyruk yüzgecinden yoksun bulunan «yılan iğnesi» dir (Nerophis ophidion). Sahici deniz -iğnesigiller’in uzunluğu 20-50 santimdir. Uzunluğu 30-45 santim olan ve kuzey denizleriyle Akdeniz’de yaşayan deniz iğnesi’nin (Syngnathus acus) bir yakın akrabasına yurdumuzda Apolyont gölünde rastlanır. İğnelerinde yumurtalar boyundan anusa kadar erkeklerin vücuduna yapışır. Deniz atlan’nda göreceğimiz çiftleşme, yumurtlama ve kuluçka usulleri ise deniz iğnesi’yle sifonostoma’da aynen öyledir.
Gönderi Tarihi Ekim 3rd, 2007 , Yazar :ozlem0409 Kategorisi:
Deniz Atlari
Bu balıkların başlıca özellikleri, silindir biçiminde, uzun bir vücut ile ucunda minik dişlerle silâhlı
küçük bir ağız bulunan olağanüstü uzamış boru gibi bir burundur.Ufak karın yüzgeçleri yelpaze biçimli göğüs yüzgeçlerinden hayli geridedir. Sırt yüzgeci kısa ve anus yüzgecinin hemen üstündedir. Kuyruk yüzgecinin orta ışınlarından bir, ikisi uzayarak bir kamçı vücude getirmiştir. Bu balıkların vücudu pullu veya pulsuz ve ense bölgesindeki birkaç kemiksel levhanın dışında zırhsızdır. Bu bakımdan kendilerini korumak için hemen hiç bir silâhları yok demektir. Onun için düşmanlarını görünce daima kaçarlar.
Üç türü bilinen pipo balıkları tropikal denizlerde yaşarlar. En iyi bilineni tropikal Amerika’nın Atlantik kıyıları yerlisi pipo balığı’dır (Fistularia tabaccaria). Kızıl-kahve rengi balık, yanlarında ve sırtlarında donuk mavi lekelerle süslüdür. 1,5-2 metre uzunluğundadır. İnsanlara bir faydası olmadığı için, yaşayışı hakkında hemen hemen bir şey bilinmez.
Gönderi Tarihi Ekim 3rd, 2007 , Yazar :ozlem0409 Kategorisi:
Deniz Atlari
(Centriscus scolopax)
«Çulluk balığı» nın vücudu fazla uzun değildir. Buna karşılık burnu olağanüstü uzamış olup ucunda ufak bir ağız bulunan bir boru meydana getirir. Bu balığa bundan ötürü bazı dillerde «borazan balığı» da denilir. Vücudu ancak kısmen kemiksel levhalarla kaplıdır. Fakat sırtındaki dikenler çok gelişmiş olup hatta çengellidir. Bu altın veya gümüş parıltılı tür daha çok Akdeniz’de yaşar, ender olarak Atlantik kıyılarında da bulunur. 15 santim uzunluğundadır Çullukbalığıgiller’in başka türlerine (Centriscidae) tropikal Hint ve Batı Pasifik okyanuslarında rastlanır.
Gönderi Tarihi Ekim 3rd, 2007 , Yazar :ozlem0409 Kategorisi:
Deniz Atlari

(Phycodorus eques)
«Yırtmaçlı balık» bu grubun belki en ender ve en garip görünüşlü üyesidir. Güney Avustralya sularında bulunur. Kafası, vücudu ve kuyruğu yapraksı çıkıntılarlakaplı olduğundan, ilk bakışta deniz yosununa benzer ve böylelikle dünyanın en mükemmel kamuflaj örneklerinden birini verir. Bazı dillerde yapraksı deniz canavarı denilen bu tür yaklaşık olarak 30 santim uzunluğundadır.
Gönderi Tarihi Ekim 3rd, 2007 , Yazar :ozlem0409 Kategorisi:
Deniz Atlari

KÜÇÜK BİR ATI ANDIRAN GARİP BALIKLAR
KÜÇÜK «DENİZ ATI», birçok kimseler için balıkların en ilgincidir. Kafatası gerçekten atınkine benzer, bu ufak yaratık üstelik ciddî bir tavırla yüzerken kafasını tıpkı at gibi dik olarak tutar. Gerek kuyumculukta, gerekse başka dekoratif sanatlarda en çok rastlanan balık motifi deniz atı’nmkidir. Deniz atı veya öbür adiyle deniz aygırı böylece okyanus hayatının sembolü haline gelmiştir.
Fakat deniz atı bu takımda rastladığımız garip balıkların sadece bir tanesidir. «Çulluk balıkları», «pipo balıkları», «yırtmaçlı banklar» v.s. de grubun önemli üyeleri arasında yer alırlar. Bu değişik türlerin arasında ilk bakışta hemen hiç benzerlik yoktur. Borumsu bir burnun ucundaki ufak ağız, tek ortak özellikleri gibi gözükür. Fakat bu balıklar vücutlarının iç yapısı bakımından benzerdirler. «Yarım - solungaçlılar» anlamına gelen «Hemibranchi» takım adları, solungaçlarının ufak ve başka balıklarınkinden farklı oluşuna işaret eder.