Karaksgiller kategori için arşiv kayıtları.

ELEKTRİKLİ YILAN BALIĞI

Gönderi Tarihi Ekim 2nd, 2007 , Yazar :ozlem0409 Kategorisi: Karaksgiller

(Electrophorus eleetricus) veya (Gymnotus eleeticus)

«Elektrikli yılan balığı», elektrikli balıkların en güçlüsüdür. New York Akvaryumunda yüzlercesi ölçüldükten sonra, bu balıkların en yüksek ortalama voltajının 350 olduğu bulunmuştur. Bundan ise 200-300 voltluk bir dış akım meydana gelir ki, bu. bir atı devirmeye, ya da bir insanı bayıltmaya yeter. Elektrikli yılan balığı’nın çarpmasıyle ölen, ya da sudayken kendilerini kaybedip boğulan kimselere dair pek çok olay anlatılır.
90 santimlik bir elektrikli yılan balığı’nın 650 voltluk deşarjı, şimdiye kadar kaydedilenlerin en. yükseğidir. Öyle iken bu elektrikli yılan balığı’nın bir tek deşarjı orta irilikteki bir torpil balığı’nın kine yaklaşamaz. Şu farkla ki bir elektrikli yılan balığı saniyede 300-30 deşarj ölçüsüyle uzun sürelerle deşarja devam edebildiği halde, torpil balığı 50 deşarjdan sonra yorulur.
Fakat elektrikli yılan balığı bütün gücüne rağmen elektrik ampullerini ve basit elektrikli cihazları çalıştıramaz. Bunun da sebebi her bir deşarjının saniyenin iki binde biri kadar bir süre devam etmesi, elektirikli ampulün ışık verecek kadar ısınması için ise en azından saniyenin ellide biri süreli bir elektrik akımına ihtiyaç olmasıdır. Elektrikli yılan balığı daima doğru akım meydana getirir. Balığın ön ucu ise arkaya göre pozitiftir.
Elektrikli yılan balıklan elektriklerinden hem yiyecek elde etmede, hem de kendilerini korumada yararlanırlar. Bunlar, elektrikleriyle sersemlettikleri küçük balıklarla kurbağaları bütün olarak yutan dişsiz ve pulsuz yaratıklardır. Güney Amerika’nın kuzeyindeki Amazon ve Orinoko nehirleriyle daha başka ufak nehirlerde yaşarlar. Oldukça tembel banklardır: Vakitlerinin çoğunu suda sakin sakin uzanarak geçirir ve arada biraz hava yutmak için yüzeye çıkarlar. Ağzının tabanıyla damağı, bu balığın, atmosferik hava solunmasına imkân verecek şekilde değişmeye uğramıştır. Elektrikli yılan balığı herhangi bir sebepten havaya çıkamadığı takdirde, on dakikanın içinde boğulur.
Elektrikli yılan balığı, gerçek yılan babklanyle akraba değildir. Uzun ve oldukça ince bir vücudu olmasına
rağmen, Amerika yılan balığı ile akrabalarının zarif yılankavi hareketleriyle aerodinamik yapısından yoksundur. 2-2.5 metre uzunluğunda ve 15-20 kilo ağırlığında olabilir. Karnıyla gerdanındaki pembe, kırmızı veya sarımsı - yeşil kısımların dışında biteviye bir sönük gri renktedir. Göğüs yüzgeçleri çok ufaktır. Sırt ve kuyruk yüzgeci hiç yoktur. Fakat anüs yüzgeci balığın uzunluğunun beşte dördü boyunca uzanır. Elektrikli yılan balığı bu uzun yüzgeci dalgalandırmak suretiyle boyunca uzanır. Elektrikli yılan balığı bu uzun yüzgeci dalgalandırmak suretiyle boyunca uzanır. Elektrikli yılan balığı bu uzun yüzgeci dalgalandırmak suretiyle suyun içinde rahatça öne ve arkaya doğru yol alabilir.
Elektrikli yılan balıkları’nın hayatı hakkında hemen hemen bir şey bilinmemektedir. Yumurta yumurtladıkları muhakkaktır, fakat bunun ne zaman ve nerede olabildiği belli değildir. Bu balıklar yağmur mevsiminde her zamanki yerlerinden kaybolur ve her halde su baskınına uğrayan batak alanlara göç ederler, yağmur mevsiminin sonunda ise kafalarının etrafında yüzen 2-3 santim uzunluğunda bir yavru elektrikli yılan balığı sürüsüyle ortaya çıkarlar. Sürüyle beraber olan balığın, anne mi, baba mı olduğu, ya da anneyle babanın her ikisinin de yavrulara göz kulak olup olmadıkları bilinmez. Fakat yavrular 14 -15 santimlik oluncaya kadar daima bir büyüğün beraberinde bulunurlar. Artık kendilerini savunmalarına ve yiyecek elde etmelerine yeterli elektrik hâsıl etmeye başlamışlardır. Elektrikli yılan balığı 90 santimlik bir uzunluğa erişince, en yüksek voltajını bulmuş olur, daha fazla büyüdükçe voltajı da hafifçe yükselecek, buna karşılık amperajı adamakıllı artacaktır.
Elektrikli yılan balığı’nın hayatî organları, uzunluğunun ilk beşte birindedir, vücudunun geri kalanı kuyruktur. Elektrik organları omurgasının yatılarında olup uzunluğunun beşte dördünü kaplarlar. Ağırlıkları da balığın tüm ağırlığının üçte birine yakındır. Bu elektrik organları, değişmeye uğramış kas maddesinden meydana gelmiş ve sütun gibi arka arkaya dizilmiş levhalardan ibarettir. Sayılan 6000-8000 tahmin edilmektedir. Elektrikli yılan balığı elektriğe hassas olmakla beraber, kendi elektriğinden, ya da hemcinslerininkinden zarar görmez. Yerliler, bulunduğu sulardaki balıkların yiyebileceğinden fazlasını öldürdüğü ve ondan korktukları için elektrikli yılan balığından nefret ederler. Sulardaki kertenkeleler, kaplumbağalar ve benzeri hayvanlar da bu balıktan kaçıp bulunmadığı sulara kapağı atmaya bakarlar.

KÖR MAĞARA KARAKSI

Gönderi Tarihi Ekim 2nd, 2007 , Yazar :ozlem0409 Kategorisi: Karaksgiller

(Anoptichtys jordani)

«Kör mağara karaksı» dünyada yalnız bir yerde, Meksika’nın San Luis Potosi eyaletindeki küçük bir mağarada bulunur. Fakat tropikal akvaryum balıklarından olduğundan esaret hayatında çok yaygındır.
Kör mağara karaksı’nm gözleri, cildin iğine gömülü faydasız birer kapsül halini almıştır. Öyle iken bu balık akvaryumlarda gözleri gören başka tropikal balıklarla mükemmel boy ölçüşebilir. Bir akvaryuma ilk konulduğu vakit, bitkilere, kayalara ve havuzdaki eşyaya çarpsa bite. çok geçmeden bu engellerden kaçınmayı öğrenir, bunlardan birinin üzerine doğru yüzse bile, tam ona çarpacağı sırada dönüş yapar. Fakat bu cisimlerden herhangi birinin yeri değiştirildiği takdirde, kör balığın bu yeri de öğrenmesi gerekir.
Kör mağara karaksı balıkların çoğunluğunda var olan siyah boyadan da yoksundur. Bu yüzden mağarasından çıkarılınca önce pembemsi beyaz renktedir, fakat bir süre ışıkta kaldıktan sonra gümüş! bir ton alır. Kulakları da nesiller boyunca soysuzlaşmıştır. Bununla beraber en yakın görür akrabasından daha fazla sayıda tad alma cisimciği vardır.
Kör balıkların dünyada, San Luis Potosi’nin kör mağara karakslanından başka yirmi beş türü daha vardır. Bunlar Kuzey ile Güney Amerika’daki, Batı Hint adalarındaki, Afrika’daki. Madagaskar’daki, Asya’daki ve Avustralya’daki yeraltı sularında yaşarlar. Hiç biri karaksgillerle yakın akraba değildir. Ayrı ayrı balık ailelerinin üyesidirler. Birleşik Amerika’da, Texas’taki artezyen kuyularında iki kör yayın balığı türü bulunmuştur.
Karaksgiller’in başka çeşitlerine de «Myletes», «Mylesinus», «Mylosoma» v.s. gruplarında rastlıyoruz. Bunların dişleri, sert besinlerin ezilmesi ve öğütülmesi için sanki kesilip yassılmıştır. Midelerinin içinde bulunan maddeler, bu balıkların, böcekler, yumuşakçalar ve bitkilerden meydana gelen karma bir yiyecek rejimleri olduğunu göstermiştir.
Ailenin doğrudan doğruya otçul üyelerine geçildikçe taraksgiller’m saldırganlığından eser kalmaz. Böylelerinde ağız daralır, dişler de önemini kaybeder. Nil nehrindeki «nefat» (Diftlchodus nllotlcus) denilen 70 santimlik bir türünün çenelerinde çift ura halinde kesici dişler vardır. Bunlar balığın su bitkilerini kesmesine yararlar.
Karaksgiller’in, neon bahğı’ndan baska birkaç santimlik ufak türleri daha vardır. «Nannocharax», Nmınaethiops» ve «Micralestes» gibi bilimsel adlar taşıyan bu balıkların kimi etçil, kimi otçuldur. Çok kere güzel renklilik ve ışığı yansıtan lekeler gibi özellikleri vardır. Birçoğu bundan dolayı tropikal balık akvaryumlarında süs balığı olarak beslenir.

NEON BALIĞI

Gönderi Tarihi Ekim 2nd, 2007 , Yazar :ozlem0409 Kategorisi: Karaksgiller

(Hyphessobrycon innesi)

«Neon balığı» ilk defa Amazon nehrinin, Brezilya ile Peru’nun birleştiği bölgelerinde bulunmuştur. Bugün ev akvaryumları için geniş ölçüde ihraç edilmektedir. Pek az tatlı su balığı, renk güzelliği ve parlaklığı bakımından neon balığı’yle boy ölçüşebilir. Bu balığa bundan ötürü «canlı ziynet» denilmiştir. Ufak bir türdür: Erginleri 3.5-4 santim uzunluğundadır. Genel vücut rengi açık bir gri ise de, vücudunun arkasının alt kısmı ve kuyruğunun kaidesi parlak kırmızıdır. Yanlarında, gözlerinden hemen hemen kuyruğuna kadar uzanan mavi-yeşil yol o kadar parlaktır ki, canlı dokudan çok erimiş bir maden hissini
uyandırır. Neon balığıı’nın dişisi 200 kadar yumurta yumurtlar. İki gün sonra çıkan yavrular, bitkilerin arasında gizlenen voya suyun yüzeyinde hareketsiz duran minik gaydam yaratıklardır.

PİRAYA

Gönderi Tarihi Ekim 2nd, 2007 , Yazar :ozlem0409 Kategorisi: Karaksgiller

Piraya belki herhangi başka bir balıktan daha fazla insan öldürmüştür. En fazla 30 santim uzunluğunda olmasına rağmen, bütün balıkların en kana susamışlarından biridir ve hiç bir yaratık onun saldırısından emin olacak derecede iri ve kuvvetli değildir.
Piraya’nın kısa ve enli çeneleri, birbirinin içine giren bir sıra üçgen biçimli ve jilet keskinliğinde kuvvetli dişle silâhlıdır. Çene kasları o kadar güçlüdür ki, onlara ancak en sert Odunlarla madenler karşı koyabilir,Alelade olta kancalarını bir anda ikiye böler, insanın parmaklarım da gene göz açıp kapayana kadar koparır. Piraya her ısırışta kur banından iri bir zeytin büyüklüğünde et koparır ve bunu şimşek hızıyle bütün olarak yutar. Kan kokusu
alınca çılgına döner, dört bir yöne saldırır ve bu arada kendi hemcinslerini dahi ısırır.
Yiyecek olan yerlerde pirayaların sürü halinde toplaştıklan görülür. 50 kiloluk diri bir su kobayı’nın etlerini bir dakikada, 200 kiloluk bir domazunkini ise on dakikadan kısa zamanda tüketip geride iskeletini bıraktıkları görülmüştür. Bu canavarlar tarafından diri diri yenilen
insanlara dair anlatılan hikâyelerin hepsi gerçektir. Piraya’lar, bulundukları bölgelerde en ziyade korku uyandıran su yaratıklarıdır. Yiyecekleri genel olarak başka balıklarsa da, memelileri, kuşları, sürüngenleri, sözün kısası kazaen veya bilerek suya giren bütün canlıları da çok kere yok ederler.Pirayalar meyva da yerler. Çok kere ucuna hamurdan köfteler takılı oltlarla yakalandıkları olmuştur.
Piraya basık vücutlu balıklardandır. Buldok köpeklerlninkine benzeyen kilt bir profili vardır. Bunun üst yansı hemen hemen dikeydir, alt sene ise yüzün üst kısmından daha ileriye uzanır. Piraya’nın rengi gümüş maviyse de, anüs yüzgeci açık kırmızı renklidir, Piraya’ ların üreme âdetleri hakkında pek az şey bilinir. Yapışkan yumurtalarını suya batmış bitkilerin ve köklerin üzerine yumurtladıkları veya kumlu diplerde sığ bir yuva kazdıkları söylenmektedir. Anne ve baba piraya yuvaya yaklaşan canlılara derhal saldırmaktadırlar.
Pirayaların dört tehlikeli türü’ vardır. Bunlar, Kuzey Arjantin ile Venezuela arasında, sularını Atlantik Okyanusuna döken Güney Amerika ırmaklarında yaşarlar. Bütün nehirlerde piraya yoksa da, Amazon, Orinoko, Paraguay, Parana ve Sao Francisco nehirleri bir, iki tür barındırırlar. Güyanlar’da, Venezuela’ da, Brezilya’da, Paraguay’da, Uruguay’da ve Kuzey Arjantin’de rastlanan «Serrasalmus natterei» hepsinin en yaygınıdır. Yukarıda bu türden bahsettik. Fakat en iri tür yalnız Sao Francisco nehrinde bulunan ve en aşağı 50 santim uzunluğunda olan «Serrasalmus piraya» dır.
Çeneleri turna balığı’nın, ya da alligalor’un burnu gibi uzamış olan karaksgiller de vardır. Bunun en yüksek şekli, «Gavialochorax» bilimsel adiyle tanınan Afrika’nın Kamerun ülkesindeki garip bir balıkta. Yalnız bir tek tatlı su balığı; Kuzey Amerika’nın kemikli turna balığı bu bakımdan onunla kıyaslanabilir.

KARAKSGİLLER

Gönderi Tarihi Ekim 2nd, 2007 , Yazar :ozlem0409 Kategorisi: Karaksgiller

YALNIZ dış görünüşlerine bakılacak olsaydı «karaksgiller», alabalıkların, turna balıklan’nın, çapak balıkları’nın ve kızıl - kanatların yakın akrabası sanılırdı. Bir yağ yüzgeçlerinin olması bakımından alabalıklara gerçekten benzerler. Fakat 1-3 sıra son derece güçlü dişle diken diken olmuş senelerinden ötürü bütün bu balıklardan ve özellikle sazangillerden ayrılırlar, Karaksgiller’de sazan’daki oynak ağran eseri yoktur. Bu grupta çeneler kafatasına sıkı sıkı bağlıdır. Çenelerine bir bakmak, bu balıkların en iri avlara saldırmaktan çekinmeyen yaman avcılar olduklarım anlamaya yeter.
Afrika’da, Orta ve Güney Amerika’da nehirler, halk arasında «su köpekleri» veya «su kurtlan» diye isimlendirilen bu pisboğazlardan meydana gelmiş sürülerin istilâsına uğramıştır.
Bunların arasında en önemlilerinden biri «büyük su köpeği» dir. (Hydroeyon goliath). 2 metre uzunluğunda olabilen bu tür ile yakın akrabası «Hydroeyon forskali», Afrika kıtasının bütün tropikal nehirlerine dağılmıştır. Bu banklar, çeneleri bir tek sıra nıuazazm sivri dişle silâhlı olan alabalıklara benzerler. Her ikisi de, kamadan farksız olan bu dişlerle parmak kalınlığında ipleri ve oltaların bakır ipliklerini doğrayabilirler. Yerliler onları sığlıklarda mızrakla öldürürler.
Bir başka nehir köpeği de Senegal ile Zambezi havzaları arasında yaşayan «Sarcodaees odoe» dir. Bunun bol sayıdaki dişlerinin bazıları kanca halini almıştır. Bu türün uzunluğu 50 santimi geçmez.
Güney Amerika’da Amazon nehri başka avcıların: «Pygocentrus», «Salminus» ve «Serrasalmo» grubu üyelerinin yurdudur. Bunlar Afrika nehirlerinin su köpekleri kadar iri olamazlarsa da, bu, yerliler için büyük bir tehlike olmalarına engel değildir. İçlerinde en tanınmışı şüphesiz «piraya» dır.