
(Lepidosiren paradpxa)
Amazon ile Paraguay nehirlerinin karamarusu balçık balıkları’nm Güney Amerika’n akrabasıdır. En çok bol bitkili bataklıklara rağbet eder. Balçık balıkları gibi, ipliksi göğüs ve karın yüzgeçlerinden faydalanarak ağrı ağır yer değiştirir. Vakit vakit solunmak için yüzeye çıkar.

(Protopterus annectens)
«Balçık balığı», «Protopterus» grubuna giren üç türden en iyi bilinenidir. Afrika tropikal kuşağında yaşar. Rengi sırtında zeytin yeşili, karnında daha açık renktedir ve, bu renk fon üzerinde çok kere küçük siyah noktalarla süslüdür. Uzunluğu 65 santime erişebilir.
Pisboğaz olan balçık balıkları kurbağaları, solucanları, kabukluları ve başka balıklan kovalarlar. Akvaryumda yamyamlığa da kalkışarak birbirlerini paralarlar.
Balçık balıkları’nm yürüyüşü ilginçtir ve izlenilmeye değer. Dipte kordelemsi göğüs ve karın yüzgeçlerinden ayak gibi faydalanarak yer değiştirirler. Hızlanmak istedikleri zaman, kuyrukları da işe karışarak sağı, solu kırbaçlar. İlginç bir özellikleri, burun deliklerinin dıştan ağız boşluğunun içine açılmasıdır..
Balçık balıkları da akciğerli veya hava keseli öbür balıklar gibi belli aralıklarla yüzeye çıkarak hava stoklarını yenilerler. Fakat hava solunmak kabiliyetleri özellikle kurak mevsimde imdatlarına yetişir.
Su seviyesi alçalmaya başlar başlamaz balık kendine 50-60 santim derinliğinde olabilen bir çukur kazar ve bol miktarda mukus salgıladıktan sonra, bunun içinde kıvrılır kalır. Su çekildikçe, mukus sertleşerek balığın etrafında bir nevi koruyucu koza vücude getirir. Etrafındaki toprak da bu arada çatlamak derecesinde kurur.Bakçık balığı sonunda kozasının içini dolduran bir miktar mukusun içinde yüzer. Bu akciğerli balığın vücudunda olagelen değişiklikler, çeşitli beden fonksiyonlarını yavaşlatır ye balık, vücudundaki yedeklerle idare eder. Yağmurlar başlayıp sertleşmiş balçığı yumuşatınca, balçık balığı da «uyku» sundan uyanarak çok geçmeden başka balıklar ve salyangozlarla tıkabasa karnını doyurmaya koyulur.
Balçık balığı’nın «yaz uykusu», kurak mevsim süresince devam eder ve bazen yılın yarısını kaplar. Zenciler, etini çok sevdikleri bu balığın içinde bulunduğu toprak bloklarını kolaylıkla naklederler.
Balçık batakları «yaz uykusundan» uyandıktan kısa bir süre sonra yuva yapımına ve yumurtlamaya girişirler. Yuva, dibin bitkisiz bir köşesinde oyulmuş bir taş görünüşündedir. Erkek yumurtalara bekçilik eder ve onları, yüzgeçlerinin hareketleri sayesinde süpürür ve havalandırır. Yeni doğmuş yavrular kurbağa tetari’lerine çok benzerler. Dışta bulunan solungaçları bazılarında büyüdükten sonra da kaybolmaz.

(Neoceratodus forsteri)
«Akciğerli barramunda» da her iki çenede de diş levhaları bulunmaktadır, çift yüzgeçler genişleyerek palet halini almıştır, pullar göze görünür, akciğer ise tektir. Avustralya’nın doğusunda yagıyan bu tür, dölü tükenme yolunda olan balıklardandır. Etinin lezzeti sebebiyle çok avlandığından, Avustralya hükümeti, korunması için tedbir almıştır.
Akciğerli barramunda, ağır hareketli bir balıktır. Çoğu zaman su bitkileriyle örtülü diplerde kıpırdamadan durarak orada solucanlar, kabuklular, yumuşakçalar ve bitkisel maddelerle beslenir. Belli aralarla suyuıi yüzeyine çıkarak yuttuğu hava ile akciğerini doldurur. Bu işi görürken geceleyin çok uzaklardan duyulan homurdanmaya benzer bir ses çıkarır.
Sıcak mevsimde su eksildikçe veya büsbütün batak bir hal aldıkça, hava solunumunun önemi artar. Bir tabiat bilgini, bütün başka balıkların öldüğü suyu kıt ve sıcak bir köşede akciğerli barramunda’larnı rahatça yaşadıklarını görmüştü.
Akciğerli barramunda’nın yumurtlama mevsimi, Güney Yarımküresinin ilkbaharı olan eylül ve ekim aylarındadır. Mukusla kaplı yumurtalar su bitkilerinin üzerine yumurtlanır. Yavrular kısa zamanda anneleriyle babalarına benzemeye başlar. Ergin akciğerli barramunda’ların 2 metre uzunluğunda olanları vardır.
Balçıkbalığıgiller, boynu - dişligiller’den diş levhalarının damakta toplanması, göğüs ve karın yüzgeçlerinin kordele görüntüsünü alması, pullarının derinin içine gömülerek çok kere göze görünmemesi, akciğerlerinin ise çift olması bakımlarından ayrılırlar. Vücutları da daha uzun ve yılan balıklarınkine benzemek eyilimindedir.
BU BALIKLAR BARINDIKLARI BATAKLIK VE GÖLLERDEKİ HAVA DURUMUNA GÖRE SOLUNGAÇLARI YADA AKCİĞERLERİ İLE SOLUNURLAR
BİRÇOK ilkel balıklar, hava keselerini yardımcı solunum organı olarak kullanmaktadırlar. Suyun yüzeyinde hava yutup salıvermekte, bu sayede yılın en sıcak aylarında bazı su çevrelerinin oksijen bakımından yoksulluğuna ayak uydurabilmektedirler.
Akciğerli balıklar adı altında ele alacağımız balıklarda barsakların yukarısında, boğazla bağlantılı gerçek akciğerler vardır. Bu balıklar, barındıkları bataklıklarda ve ırmaklarda su bulunup bulunmayışına göre, ya solungaçlanyle akciğerlerinin her ikisiyle, ya da duruma göre ikisinden biriyle solunurlar. Bilimsel adlan bundan ötürü «çift solunumlu» anlamına gelen udipnoi» dir.
Akciğerli balıkları bütün öbür balıklardan ayıran bir başka özellik, sırt ve karın yüzgeçlerinin yapısıdır. Bir kuş tüyünde, iki tel dizisi taşıyan bir eksen olduğunu biliyoruz. Akciğerli balıkların çift yüzgeçleri de aynı şekilde bir seri kemikten vücude gelmiş kemiksel bir eksenle bunun üzerindeki iki ışın dizisinden meydana gelir. Bu yüzgeçlerin, kara omurgalılarındaki kol ve bacakların öncüsü olduğu anlaşılmaktadır.
Akciğerli balıkların, büyük bir kısmı kıkırdak olan bir iskeletleri ve ayrışmaya karşı koyamayan yumuşak pulları olduğuna göre, fosilleşmeye elverişli biricik uzuvları bu diş levhalarıdır. En eski kitle tabakalarında bunlara sık sık rastlanması, bu balık grubunun eskiliğine delildir.
Günümüzdeki akciğerli balıkların «boynuz - dişligiller» (Ceratodidae) ve «balçıkbalığıgiller» (Lepidosirenidae) adlı iki ailesi vardır